Ekonomi

SEB açıkladı: “Dolar/TL, 2026’nın ilk yarısında 50’yi görebilir”

Investing.com – İsveç merkezli SEB bankasının 28 Mayıs 2025 tarihli döviz tahmin raporuna göre, dolar/TL kuru önümüzdeki dört çeyrek boyunca istikrarlı bir yükseliş trendi izleyerek 2026 yılının ikinci çeyreğinde 50 seviyesine ulaşabilir. Raporda, kurun her çeyrekte artarak ilerleyeceği ve toplamda yaklaşık %28 oranında yükseleceği öngörülüyor.

“1 ay içinde 40 seviyesi aşılabilir”

Rapora göre, dolar/TL kuru 28 Mayıs 2025 itibarıyla 39,07 seviyesinde bulunuyor. Yalnızca bir aylık bir süre içinde kurun 41,00 TL seviyesine çıkacağı tahmin ediliyor. Bu, %5 oranında bir artış anlamına geliyor. Bu yükselişin ardından kurun 2025’in üçüncü çeyreği sonunda 43,00 TL’ye, dördüncü çeyrekte ise 45,00 TL’ye ulaşması bekleniyor.

2026 yılına girildiğinde de yükselişin devam etmesi öngörülüyor. Tahminlere göre, 2026’nın ilk çeyreği sonunda kur 47,00 TL’ye ulaşacak. İkinci çeyrekte ise 50,00 TL seviyesi olası. Böylece 1 yıl içinde kurun toplamda %28 artması bekleniyor. Rapor, bu yüzdesel değişimleri sırasıyla %5, %10,1, %15,2, %20,3 ve %28 olarak belirtiyor.

En sert değer kaybı TL’de yaşanacak

SEB raporunda yalnızca Türk lirası değil, dünya genelindeki birçok ülkenin para birimlerine dair dolar karşısındaki beklentilere de yer verildi. Ancak TL, bu para birimleri arasında dolara karşı en fazla değer kaybedecek para birimi olarak dikkat çekiyor.

Örneğin aynı dönemde Hindistan rupisinin dolar karşısında %4,2; Brezilya realinin ise %8,1 oranında değer kaybedeceği tahmin ediliyor. Buna karşın Türk lirasındaki kaybın %28 seviyesinde olması, para biriminin küresel ölçekte hızlı zayıflamasının beklendiğini gözler önüne seriyor.

43, 45 ve 50 TL seviyeleri öne çıkıyor

SEB’in tahminleri, döviz yatırımcıları açısından bazı teknik seviyelerin altını çiziyor. Buna göre 2025 sonuna kadar sırasıyla 43 ve 45 TL seviyeleri önemli eşiği temsil ederken, 2026’nın ilk yarısında 47 ve ardından 50 TL seviyeleri öne çıkıyor.

Dolar kurunun bu seviyelere ulaşıp ulaşmayacağı; küresel piyasalarda yaşanacak gelişmeler, Türkiye’nin rezerv yönetimi, dış finansman ihtiyacı ve para politikaları gibi pek çok etkene bağlı olarak şekillenecek. Ancak mevcut durumda, SEB tarafından çizilen yol haritası kurda güçlü bir yukarı yön beklentisine işaret ediyor.

ABD tahvil faizlerinde kademeli düşüş beklentisi

SEB’in tahminlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri’nde 2 yıllık devlet tahvili faizi şu anda %3,97 seviyesinde bulunuyor. Bu oranın 2025’in üçüncü çeyreğinde %3,87’ye, dördüncü çeyrekte %3,71’e gerilemesi bekleniyor. 2026’nın ilk çeyreği için %3,51; ikinci çeyreği için ise %3,48 oranı öngörülüyor. Bu, yaklaşık yarım puanlık bir düşüş anlamına geliyor.

10 yıllık ABD tahvillerinde ise sınırlı bir artış öngörülüyor. Şu an %4,47 seviyesinde olan 10 yıllık tahvil faizlerinin, 2025’in üçüncü çeyreğinde %4,40’a gerilemesi, ardından yılın sonunda tekrar %4,45’e yükselmesi bekleniyor. 2026 ortasında ise faizlerin %4,80’e kadar çıkacağı tahmin ediliyor. Bu da uzun vadeli faizlerde kademeli bir artış trendine işaret ediyor.

Brent petrol fiyatlarında kısa vadeli düşüş öngörüsü

Enerji tarafında ise Brent petrolün fiyatı şu an varil başına 73 dolar seviyesinde bulunuyor. SEB’in tahminine göre bu fiyat, 2025’in üçüncü ve dördüncü çeyreğinde 67 dolara kadar gerileyecek. 2026’nın ilk çeyreğinde de 67 dolar seviyesinde kalması bekleniyor.

Ancak 2026’nın ikinci çeyreğiyle birlikte yeniden toparlanma öngörülüyor. Rapora göre Brent petrol fiyatı ikinci çeyrekten itibaren 70 dolar seviyesine dönecek ve yıl sonuna kadar bu seviyede kalacak. Bu beklenti, küresel ekonomik aktivite ve jeopolitik gelişmelere bağlı olarak şekillenebilir.

Doğal gazda sert düşüş tahmini

Raporda Avrupa’nın referans gaz fiyatı olan TTF doğal gaz için de tahminler yer alıyor. Şu an megavat saat başına 45 euro olan fiyatın, 2025’in dördüncü çeyreğinde 43 euroya, 2026’nın ilk çeyreğinde ise 34 euroya kadar düşeceği öngörülüyor.

Bu seviyenin 2026’nın geri kalanında da korunacağı tahmin ediliyor. Buna göre doğal gazda kalıcı ve belirgin bir düşüş eğilimi öne çıkıyor. Avrupa için bu, enerji maliyetlerinde önemli bir rahatlama anlamına gelebilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu